KÜÇÜK PEZEVENKLER, BÜYÜK PEZEVENKLER, EN BÜYÜK PEZEVENKLER…
KÜÇÜK PEZEVENKLER
Çok sıcak bir bölgede çok sıcak bir gece. Bir otele sığınmış yorgun yolcu. Birkaç dakika önce soyunup yatağa uzanmış. Sıcaktan bunalmış ki ne bunalmış. Odanın penceresi sonuna kadar açık. Tık tık tık… kapıyı açıp “kim o?” diye sesleniyor. Otel çalışanlarından olduğunu söyleyen biri alçak sesle soruyor: “Battaniye lazım mı beyim ?” Adam şaşırıp kalıyor, “Bu sıcakta battaniyeyi ne yapayım yahu? Becerebilsem derimi bile çıkarıp atacağım .” Görevli anlıyor ki adam buralardan değil; sorusunu açıklamak zorunda kalıyor: “Sahici battaniye değil beyim, buralarda o biçim kadınlara battaniye deniyor da” …
Bir büyük şehirde bir adam cadde boyunca sağına soluna bakınarak yürüyor; gözü kadınlarda. Onu gözlyen biri yanına yaklaşıp alçak sesle soruyor: “Kadın lazım mı abi? …….
Başka bir kişi, köy köy dolaşarak yaşı kırka dayanmış bekar erkeklere evlenmelerinde Allah rızası için yardımcı olabileceğini söylüyor. Bekar erkeklerin canlarına minnet! Kısmeti olacak kadını, kızı hemen görmek istiyorlar ama iş o kadar da kolay değil; önce kadının memleketine gidilecek; sevabına aracılık yapan yarı dolandırıcı yarı pezevenk kişi, kadını göstermeden masraflarını alacak. Öyle ya, kendisi her ne kadar bu işi sevabına yapıveriyorsa da, yolda belde yaptığı harcamaların, harcadığı zamanın ve sairenin bir karşılığı olmalı değil mi? Sonra damat adayını kızın ya da kadının yakınlarıyla tanıştırıp çekip gidiyor. Sonrası Allah kerim… Çoğu kez Gelin adayı düğünde koluna, boynuna takılan altınlarla kaçıp gidiyor ve damat beyi gerdek hayalleriyle başbaşa bırakıp yok oluyor…
Pezevenk ruhlu bir başka kişi yaşı geçmiş safça bir kızın gönlünü çalıyor ve birkaç arkadaşını da yardımcı olarak yanına alıp bir gece vakti evinden sessiz sedasız kaçırıyor. Ormandaki bir kulübede açılışı yaptıktan sonra kıza düğün hazırlıklarını yapmak üzere köyüne gitmesi gerektiğini, bu nedenle kendisini kulübede bırakacağını, dışarıda beklemekte olan arkadaşlarının onu koruyacaklarını söyleyip oradan uzaklaşıyor. Çok geçmeden o kahraman koruyucular kulübeye sırayla girip çıktıktan sonra karanlığa karışıyorlar…
Böyle şeyler yapan erkekler, pezevengin küçük türünden. Bunların büyükleri de var!
BÜYÜK PEZEVENKLER
Büyük pezevenkler mesleklerine çıraklıktan başlasalar bile yüsek yetenekleriyle piyasaya uyum sağlamış, pazarladıkları zavallıların ve hizmet sundukları mekanların sayısını, kalitesini, işin gereği olarak sığındıkları birtakım gölgeleri zamanla kendi gölgeleri altına almaya başlamışlar, ufak tefek temizlik işlerini gördürmek üzere de uygun giyimli, uygun donanımlı, uygun eğitimli elemanlardan oluşan özel kuvvetler kurup gölgeleri altına almışlardır.
Eeee, bunca gelişen, serpilip büyüyen pezevenklerin hala “pezevenk” gibi aşağılık namlarla anılmaları da yakışık almıyor yani! İşleri büyüdükçe varlıkları, varlıkları büyüdükçe gölgeleri, gölgeleri büyüdükçe tahakküm alanları genişlemeye başlıyor. Onlar artık özel olarak inşa edilmiş, düzenlenmiş, döşenmiş, donatılmış, korunmuş mekanlarda yaşayacaklardır. Hizmet çeşitleri, kadroları, kaliteleri, hizmet alanları ve tabii servetleri yükselmiş, yükselmiş, yükselmiştir. Bulundukları küçük şehirlere, büyük şehirlere sığmazlar, çevre ülkelerde bile şubeler açıp genişlemelerini sürdürürler. Toplumların lüks ve şatafattan bunalmış kesimlerindeki doyumsuz zavallıları güdümlerine alarak uçkurları boyunlarına dolanmış çıplak fenomenler halinde yüksek seks piyasasına sürerler. “Ben neymişim be abi!” sendromundan bunalıp güdüm dışına çıkmış bir kısım aparatlarını hizaya sokmak için özel imalat teşhir donanımlarının ekran ve kağıt çarşaflarında kamu oyunun takdirlerine sunarlar. Sonuç mu? Hiç. Düpedüz hiç. Sıfır yani! Sıpsıfır… Arada birkaç torbacıya, çaptan düşmüş fenomene, aparata olur ne olursa. Sistem sürer gider…
GELELİM EN BÜYÜK PEZEVENKLERE
En büyük, yani en, en, ennnn büyük pezevenkler gerçekten de en büyük örgütlenmeyi gerçekleştirmişler, alemşumual hizmetlerini ifa için bir ada satın almış, bu mekanı sınırsız hizmete amade uygunlukta inşa, tefriş ve tahkim ederek dünyanın tüm ülkelerindeki milyarderlerin, milyarzadelerin ve milyarzedelerin uçkurlarına hizmette kusursuz bir çağ başlatmışlardır. Onların yanında, arkalarında, sofralarında, mekanlarında özel görevli, özel gösterişli, özel yetkili, özel her şeyli, özel vesaireli müşterileri, konukları, davetlileri, dostları vardır. O özellikli özel dostlarını topluca görmek isterseniz Hazreti Tramp’ın ikinci seçiliş zaferini kutlama törenine katılanları sergileyen fotoğraflara bakın bir zahmet. Belki aralarında tanıdık “Büyük” suratlar da görebilirsiniz.
Dünyaya bu ennn büyük pezevenkler örgütünün baş kurucusu olarak takdim edilen Jeffrey Epstein, anlaşıldığı kadarıyla satın alıp imar ve inşa ettiği, kendi adıyla şeref verdiği (!) adada bir dünya cenneti (İ) kurmuş ve o cennete girip gönlünce yaşamayı hak etmiş özel dostlarına sunulmak üzere dünyanın bir çok ülkesinden kaçırıp getirttiği kız çocuklarını yani hurilerini cennet mekan milyarderlere ikram etmek gibi büyük, tarifsiz büyük pezevenkliler ifa etmiş olup resmen açıklandığına göre, ulaştığı bu mertebe-i muazzamı hazmedemediğinden irtihal-i dar-ı beka eylemiştir…
EVVEL ZAMANDA PEZEVENKLİK
Pezevenklik denilince nedense hep gününmüzdeki iğrençlikler gelir. Gerçek ise hiç öyle degildir. İnsanlık var olduğundan beri bir kısım erkekler, çevrelerindeki güçlü erkeklerin himayelerini kazanabilmek için onlara çeşitli hediyeler sunarak hoşnutluklarını kazanmayı ummuşlardır. Bütün toplumların tarih boyunca güçlü gördükleri kimseler ise siyaset ve servetçe üstün olanlardır. Bu iki güce sahip olan erkeklerin çevresinde her zaman birtakım yağdanlıklar ve dalkavuklar bulunur.
Yağdanlıklardan ve dalkavuklardan başka, siyasal ve ekonomik iktidar sahiplerinden yardım bekleyenler de vardır. Bulundukları toplumların başındaki yönetici kişilerle yakınlaşıp sayelerinde muratlarına ermeyi hayal eden bu tipler imkanları ölçüsünde bulabildikleri en göz alıcı hediyelerle o zat-ı muhteremlere yaklaşmaya çalışmışlardır.
Günümüzde olduğu gibi geçmişte de muktedir erkekleri en hoşnut eden hediye, huri misali el değmemiş tomurcuk memeli zavallılardır. Tarihin bütün çağlarında muktedirlerin en çok etkilendiği bu hediyeler kabileler arasındaki savaşlarda elde edilip esir pazarlarında satılan esirler arasından seçilen kız ve kadınlardan, uzak yerleşimlerden kaçırılıp pazarlanan, köle ailelerin köle kızları arasından seçilen en göz alıcı, ince belli, fidan boylu hediyelikler kadın pazarlarında çırıl çıplak satışa çıkarılırlar. Pür heyecan pezevenkler kendilerine türlü makamlar, destekler verecek muktedirlerinin başını döndürecek derecede güzel, alımlı buldukları hediyelikleri açık arttırma yoluyla satın alarak istikbal dağıtan hazretlerin konaklarına, saraylarına götürüp saygıyla teslim etmişlerdir… Dünyanın bu iğrençliği, insanların toplu yaşamaya başladıkları bilinmeyen zamanlarda başlayıp, Köleliğin ve cariyeliğin Birleşmiş Milletlerce yasaklandığı tarihte resmen sonlandırılmış; fiilen ise dünyanın bütün ülkelerinde en büyük pezevenklerinin işlettiği özel mekan ve ortamlarda kısmen gölgelenmiş olarak sürüp gitmektedir.
Pezevenklik, dilimizde “insan” denilen biyokimyasal- sosyolojik-psikolojik varlığın kendisini doğuştan gelen bencilliğinin güdümünden kurtaracak bilimsel bir mücadeleyi elindeki tüm bilimsel olanakları seferber ederek dünya çapında başlatmadıkça sürüp gidecek ve en küçüğünden en büyüğüne bütün pezevenklik örgütlerini, ortamlarını yok etmedikçe insanlık tarihinin sonuna dek sürüp gidecektir.
Bu iğrençiklerle mücadelede kınamalarla, dualarla, beddualarla hiç bir yere varılamamıştır, varılamayacaktır. Çünkü canlılığı başlatan eylem, insanlar da dahil olmak üzere bütün canlı türlerininin olmazsa olmaz varoluş adımlarıdır. Öyle ise insanlığın çok çok çalışırsa başarması muhtemel mücadele cinsel güdüleri bireylerin efendisi olmaktan çıkarıp kişilerce kontrol edilebilir bir düzene sokmaktır.
Bilimin bu evrensel soruna çözüm bulabileceğini umuyorum. Böyle bir çözüm arayışının denenmesi belki sayısız kız çocuğunun, kadının pezevenklerce pazarlanıp yok edilmesine engel olabilir. Küçük erkek çocukların sapıkların tasallutundan kurtarılması da mümkün olabilir. Ülkelerin sağlık ve eğitim yöneticilerinin bu konuları da görev alanları içine almalarında ulusal ve evrensel yararlar beklenebilir. Sorunlar kınamalarla. aşağılamalarla, beddualarla çözülmüyor yazık ki…
Remzi KISA, KOCAPINAR NOTLARIM. 11.02.2026, Bandırma
| En son admin tarafından 7 Şubat 2026 tarihinde saat 08:27 iken düzenlendi. |
