BEN’DEN BİZ’E YÜKSELMEK

Çocukları bilirsiniz. Çevrelerindeki varlıkları tanımaya başlar başlamaz her şey onlarındır. Başta anneleri olmak üzere hiç bir şeyi başkalarıyla paylaşmak istemezler. Bu, annelerinin sütünden ve şefkatinden, kucağından, oyuncaklarından çevresindeki ilgi çekici nesnelere kadar her şey için geçerlidir. Kardeşleri dünyaya geldiğinde yaşamları boyunca sürecek bir kıskançlık duygusuyla dolar yürekleri. Zamanla kardeşleriyle paylaşmayı kabullenseler de, bu duygu hiç bir zaman tam olarak silinmez yaşamlarından.

Doğumunu izleyen her gün, çocuğun yaşam süresini artırmakla kalmaz, biyolojik ve sosyolojik oluşumuna da bir şeyler katar. İlgi alanına babası, ailenin diğer bireyleri, başkaca insanlar, evdeki nesneler de ilgi ve etki alanına girerler. O artık insanlardan, hayvanlardan, nesnelerden ve olaylardan oluşan ortamda yaşayan bir kişidir. Bu KİŞİ, içinde yaşamakta olduğu canlı ve cansız varlıklardan, oluş ve hareketlerden söz ederken onları ADLARI ile, kendisini ise BEN sözcüğü ile ifade eder. BEN, kişinin varlık ve oluş, ediş, eyleyiş ortamı içjndeki tekil adıdır. KİŞİ, bir işi, eylemi kendi başına düşünmüş, yapmış ya da olmuşsa, bundan BEN diyerek söz etmesi doğaldır.

Kişi, günlük ya da toplumsal yaşamında gereksindiği birtakım iş ve oluşlarda ise tek banına değildir; çünkü böylesi iş ve oluşlar tek kişinin çabasıyla değil ancak bunun birden fazla insanın zihinsel ve fiziksel katılımlarıyla gerçekleşebilir. Bu katılımcılardan birinin söz konusu iş, oluş ya da eylemi “Ben yaptım, ben düşündüm, ben okudum, ben oldum, ben yapacağım.” gibi söyleyişlerle kendisine mal etmesi yanlış olduktan başka düpedüz emek ve fikir hırsızlığıdır da… bu tür çirkinlikler, hırsızlıklar en çok kişilik kusurları olan siyasetçilerin ve bulundukları makama kullanılmak üzere atanan sözün gelişi devlet büyüklerinin(!) bitmez tükenmez başarı öykülerini sabırla dinlemek zorunda kalırsınız. Onların bitmek bilmez konuşmalarını dinlerken “Breh breh breh, meğer sen neymişsin be aaabiii!” diyesiniz gelir. Birçok kimsenin her türlü desteği ve katkısıyla seçilmiş ya da atanmış
böyle kişilik sorunlu seçilmiş kişilerin karşınızda “BEN; BEN; BEN.. ” diye diye eriyip gittiğine tanık olur, onların bir an önce makamlarından uzaklaştırılmasını dilersiniz.

Bulundukları makamlara gerçekten hak ederek seçilmiş ya da atanmış kişiler ise işleriyle ilgili konuşmalarında asla Ben, ben, ben” demezler. Onlar, işlerinin, başarılarının ancak iş arkadaşlarının destekleri ve uyumlu çalışmalarıyla, parti üyelerinin ve seçmenlerinin destekleriyle başarıya ulaştığını, ulaşabileceğini bilirler ve “BİZ, BİZ, BİZ… yaptık, yapıyoruz, yapacağız.” derler. Onlar, gerçekte kimsenin emek ve düşünce katkısını kendilerine mal etme ayıbını asla işlemezler. Onlar insanın en ilkel güdülerinden olan BEN”cilikten kurtulup BİZ’liğe yükselmişlerdir.

Toplumsal yaşamda BEN BEN BEN’cilerden uzaklaşıp BİZ’liğe destek olmaya yönelelim. Bunun doğru olacağına inanıyorum.

Bir Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.