VAR OLMAK, FARK EDİLMEK, VAR SAYILMAK,

Şu beşikte bir bebek var. Mışıl mışıl uyuyan  bir bebek işte. Ne dünya güzeli, ne dünya çirkini bir bebek. Annesinden bir   yumurta ile babasından bir sperm uygun şartlarda  bir araya gelmiş ve bu bebeğin oluşum süreci başlamış. İşler yolunda gidince dokuz ay on günlük gebelik sürecinin ardından alın size bir varlık, fark edilmek, var sayılmak isteyen bir canlı. Bu canlı, yatağında bir iki kıpırdandıktan sonra birden acı bir çığlık atıp fark edilme isteğini cümle aleme tebliğ edecek.

Peki, ne var bu tebliğin içinde? “Beni fark edin!” mi?, “Acıktım!” mı” ? “Çişim tenimi  pişirdi!” mi? “Beni var sayın, önemseyin!” mi var?

Bebeğin çevresinde onun çığlıklarını doğru anlayacak birileri var da ona sevgi sözcükleriyle yaklaşıp gereğini yaparsa ne ala, ama tüm çığlıklarına karşın beklediği ,ilgi ve yardım gelmez, sıkıntılarını çözemezse  sonuç kötü…

Bu durumda işten anlayan birinin hemen yardıma koşması gerekir. Yoksa ağlaya ağlaya yorulup susan çocuk birkaç kez daha böyle yardıma ulaşamama durumunda kalırsa insanlardan umudunu keser ve başkalarının acılarına, yardım taleplerine karşı duyarsız kalır. Artık o, insanlık için de kendisi için de yeterli ölçüde yararlı olamayabilir.

Bu nedenle başta bebekler olmak üzere tüm canlıların bize ve başkalarına zarar vermeyecek taleplerine olumlu karşılık verelim. Bu bize de, ilgimizden mutlu olanlara da yaşama sevinci verir..

Yürekleri yaşama sevinciyle dolu olanlardan kimseye zarar gelmez…

 

 

Bir Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.