BİZ NE KADAR DA ŞANSLIYIZ!

Biz ne kadar da şanslıyız, sevgili insanlar! İçinde bulunduğumuz ortam ve koşullar günlük yaşamımızı güçleştirse de bir çok başka insanla görüşüp konuşabiliriz. Onlarla iletişimde, paylaşımda bulunmak bize öyle çok da yalnız olmadığımızı, benzer sıkıntılar içinde bulunduğumuzu, sorunlarımızın pek de çözümsüz olmadığını, çözümler aramada bilgi ve deneyimli insanlardan yararlanabileceğimizi anlarız. Bu, bizi hayli rahatlatır. Böyle bir

SEVGİSİZLİK: İNSANLIK SUÇU !

SEVGİSİZLİK: İNSANLIK SUÇU ! Psikologlar, psikiyatristler pek çok sonrunlu insanı incelemiş, araştırmalar yapmış, sonuç olarak psikopatinin temelinde sevgisizlik, ilgisizlik, itilip kakılmışlık, aşağılanmışlık, görmezden gelinmişlik, yok sayılmışlık, taciz ve tecavüze uğramışlık gibi, insanların daha çok küçük yaşlarda uğradıkları olumsuzluklardan kaynaklandığını saptamışlardır. Söz konusu araştırmalar göstermiştir ki, insan, daha dünyaya geldiği andan itibaren annesinin, ebesinin, ninesinin ve

İNSANLAŞMANIN YOLU: EMPATİ 

İNSANLAŞMANIN YOLU: EMPATİ  Kocapınar Notlarım EMPATİ kavramını kısaca canlıların beden dillerini anlamak olarak tanımlayabiliriz. İnsanı insanlaştıran empati yeteniğini esasen çevremizdeki kimi hayvan türlerinde de görebiliriz. Örneğin bir kuş yuvasındaki yavrulara saldırmaya kalkışan bir yılan ya da bir yırtıcı olursa çevredeki anne ve baba kuşlardan başka aynı türden bir çok kuş da çığlıklar atarak, pike uçuşları

GÜNEŞ YÜZLÜ İNSANLAR

GÜNEŞ YÜZLÜ İNSANLAR Dünya güzel… Dünya insanlarla güzel; ama dünya güzel insanlarla güzel. Açıktır ki ; güzellik yarışmalarında seçilmiş dünya güzellerinden, dünya yakışıklarından söz etmiyoruz. Öyle olsaydı insanın güzelliği, yakışıklılığı çok kısa ömürlü olurdu. Sözünü ettiğimiz güzellik insanın gençliğinin birkaç yılıyla sınırlı değil. O, yaşla sınırlı olan, geçici olan, buruşup, kırışıp kaybolan değil, her yaşla

“YAPACAK BİR ŞEY YOK” MU ?

Şu lanet olası korona günlerinde kime sorsak aynı yanıtı veriyor: “Ev hapsinde yaşayıp gidiyoruz işte, sıkıntıdan patlıyoruz; yapacak bir şey yok. Ne yapalım!” Ve böylece  tembelliklerini   çaresizlik söylemleriyle perdelemek istiyorlar. Sanıyorlar ki ömürleri sonsuz uzunlukta. Yıllarının bir kısmını haylazlıkla harcasalar ne gam… Oysa hiç de öyle değil: Çoğu yarıdan  fazlasını tüketmiş yıllarının. Üstelik ham hayallerle

BİR “SÜRÜ” İNSAN MIYIZ?

İnsan denilen varlık ister yeni doğmuş bebek, ister ömrünün son günlerini tüketmekte olan yaşlı olsun, fark edilmek, var sayılmak, saygı görmek, önemsenmek ister. Nerede nasıl yaşıyor, toplumun hangi katmanında bulunuyor olursa olsun, bu beklentileri hep vardır. Çevresindeki insanlar bu beklentilerini karşılıyorlarsa toplumu oluşturan insanlardan biri  daha mutlu, toplumun bir problemi daha çözülmüş demektir. Mutlu insan,

VAR OLMAK, FARK EDİLMEK, VAR SAYILMAK,

Şu beşikte bir bebek var. Mışıl mışıl uyuyan  bir bebek işte. Ne dünya güzeli, ne dünya çirkini bir bebek. Annesinden bir   yumurta ile babasından bir sperm uygun şartlarda  bir araya gelmiş ve bu bebeğin oluşum süreci başlamış. İşler yolunda gidince dokuz ay on günlük gebelik sürecinin ardından alın size bir varlık, fark edilmek, var sayılmak

KOCAPINAR NOTLARIM

WWWWWWWWWWWWWWWWWWWWWWWWWWWWWWWWWWWDaha önce yazdığım “Kocapınar Notları” ana başlıklı yazılarıma teknik bir nedenle son vermek zorunda kaldım. Yazılarımı bu kez “Kocapınar Notlarım” başlığı altında (…..m.) farkıyla sürdüreceğim. Lütfen hoş görünüz.WWWWWW WWWWWWWWWWWWWWWWWWWWWWWWWWWWW